Artık mezun olmuştu Sabiha Rıfat. Artık kimseye yük olmadan, kendi ayakları üzerinde durarak hayatını idame edebilecekti. Artık, ailesini içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıdan kurtarabilecek, kazanacağı parayla onların daha iyi bir hayat sürmelerini de sağlayabilecekti. Mezun olur olmaz, Sabiha Rıfat Hanım, Ankara Nafia Müdürlüğü'ne (Bayındırlık Bakanlığı) atandı. Melek Hanım ise Bursa'ya tayin edildi. Erkek meslektaşlarıyla arasında bir ayrım görmüyordu, Sabiha Hanım. En önemli vazifelere, en zorlu görevlere atılmak için, içinde muazzam güçlü bir istek duyuyordu. Gerisinde öylesine güçlü bir hayat hikayesi vardı ki, o her vazifenin üstesinden gelebilecek donanıma zaten sahipti. Onu sadece cinsiyetiyle değerlendiren, henüz yapabildikleri ve yapabilecekleri hususunda bilgi sahibi olmayanlar, zaman zaman çalışma şevkini kırmaya çalışsa da başarılı olamadılar. 

Ankara yakınlarında Beypazarı ilçesinde yapılacak köprü inşaatına gönüllü olduğunda da aynı karşı çıkışla karşılaştı. Kendisinin sadece kadın olduğu için bu zorlu görevin üstesinden gelemeyeceğini düşündüler. Oysa bu göreve bir başkası atanmış olsaydı, belki de o köprü hiç inşa edilemeyecek, bugün adını Sabiha Rıfat Hanım'ın başarısından alan köprü hiçbir zaman orada olamayacaktı. 

Sabiha Hanım, kendisinin ısrarlı tutumu sayesinde görev aldığı köprü inşaatına, modern kıyafetleri, açık saçları, ceketi ve golf pantolonuyla gidiyordu. İlçe halkı başlarda bu durumu biraz yadırgasa da kısa sürede alıştı. Ondan "Mühendis Hanım" diye söz etmeye başladılar. Henüz Cumhuriyet’in yarattığı değişimi özümsememiş az sayıdaki eski kafalı insanlar dahi kendisine büyük saygı gösteriyordu. Başarıyordu, Sabiha Rıfat… Hem Beypazarı ilçesinde bir akarsu üzerinde hem de halk ile modern Cumhuriyet değerleri arasında köprü kuruyordu. Köprü inşaatının sürdüğü sırada, müteahhittin verdiği parayı az bularak, camii inşaatında çalışmak için iş bırakan işçilerin arkasından koştu. Yollarını kesti ve onları durdurdu. Onlara "nereye gittiklerini" sordu. Camii yapımına gittiklerini öğrendiğinde;

“Yazıklar olsun! Kadınlığımdan utanın! Öncelikle bu köprünün yapımı gereklidir. İşinizin başına dönün. Önce bu yarım işimizi bitirelim, sonra camii inşaatına başlarsınız” dedi.

İşçiler aralarında konuşarak işe geri döndüler. Başta Sabiha Rıfat Hanım olmak üzere herkes bu duruma çok sevindi. Vali de yaşananları duymuş, bu durumdan gururlanmıştı. Sabiha Rıfat'ın bilgisi, kararlığı ve çalışkanlığı sayesinde tamamlanan köprüye "Kız Köprüsü" adı verildi. O artık kendisini kabul ettirmiş bir mühendisti.