Döneminin zengin ve güçlü insanları, Büyük Sinan'a bir eser inşa ettirmek için sıraya giriyordu. Gelen teklifleri usulünce reddediyor, bir süre gözlerden ırak olmayı tercih ediyordu. Ne zaman kendisini böyle hissetse hemen Ayasofya'ya giderdi. Sanki aralarında bir bağ varmış gibi, sanki Ayasofya'yı yalnızca onun için inşa etmişler gibi hissederdi. Sultan Süleyman'ın, kızı Mihrimah Sultan için, en uygun yere, en uygun camiinin yapılması emri Büyük Sinan'a tebliğ edilince; istirahat dönemini bitirip, büyük bir tevazuyla vazifeyi kabul etti. Mihrimah Sultan'ı gördüğü an, Ayasofya'yı gördüğünü sandı. Ayasofya'yı ilk görüşünde nasıl sarsıldıysa, öyle sarsıldı içi. Yüzünün hatları ve simetrisi derin bir hayranlık uyandırıyordu Sinan'da. Kaşları Besmele, yüzü Fatiha ile ebcetlenmişti sanki. Okur gibi bakıyordu Sinan, Mihrimah Sultan'a... Bir insanın böylesine ilham verici olabileceğini düşünmemişti hiç. Sinan'ın içinde akan nehir çağlamaya başladı. Eğer önüne bentler çekilmezse afetlere sebep olabilirdi. Tasarımlar kafasının içinde değil, yüreğinin içinde oluşuyordu. Mihrimah Sultan'ın statüsü iki minareli bir camii yaptırabilmesi için yeterliydi. Nasıl ki Süleymaniye Camii'nin dört minaresi, İstanbul'un fethinden sonraki dördüncü padişahı; minarelerin üstündeki on adet şerife de onuncu Osmanlı Padişahını temsil ediyorsa, Mihrimah Sultan Camiinin ikinci minaresi de Sinan'ı temsil etmeliydi. Ama bir arada olamazlardı.

İçinde çağlayan ırmak, gönlünde yanan aşk ateşini söndürmeye yetmiyordu. Kararını verdi Sinan. Tek minareli iki camii yapacaktı. Şehrin iki yakasında, aynı çizgi üzerinde ve aynı yükseklikte, tam olarak birbirlerine denk iki "ayrı" camii... Ve bu iki camiiyi, dünya üzerinde bir eşi daha olmayan, adeta büyülü bir simetriyle inşa edecekti. Mihrimah Sultan, babası Sultan Süleyman Han ve eşi Sadrazam Rüstem Paşa dolayısıyla oldukça varlıklı bir kadındı. Değil iki yirmi camii de yaptırabilirdi ama neden böyle bir şey yapsındı? İki minareli bir camii de yapılabilirdi rahatlıkla... Mihrimah Sultan belki farkında olarak belki de olmayarak, Sinan'ın tasarımını kabul etti. Ne de olsa o, Büyük Sinan'dı. 

mimar-sinanin-dunyanin-en-iyi-mimari-oldugunun-10-kaniti-02.png

Mihrimah Sultan için, İstanbul'un yedinci tepesi Üsküdar’da, "etek giymiş bir hanım" görünümündeki Mihrimah Sultan Camii'ni; kendisini ve ona olan uzaklığını temsilen de rengarenk gün ışığının her köşesinde adeta dans ettiği, edalı Edirnekapı Mihrimah Camii’lerini inşa etti. Üsküdar Mihrimah Sultan ve Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii'lerini aynı anda görebilecek bir yerde durursanız, yılın bir günü, Edirnekapı'daki tek minarenin arkasından güneş batarken, Üsküdar'daki tek minarenin arkasından ayın doğduğunu görebilirsiniz. Çünkü Mihrimah; ay ve güneş demektir.