Memleketinde yaptığı yapılar ve çizimler sayesinde taşra hizmetine seçildi. Döneminin en iyi mimarlarının yanında eğitim görmeye başladı. Üç yıl süren eğitiminin ardından, sınavlarda başarılı olarak "Acemi Oğlanlar Ocağı”na katıldı. Sinan’ın taşra hizmeti ile acemi oğlanlık dönemi yaklaşık dokuz yıl kadar sürdü. Bu zaman zarfında, Ayasofya'yı yakından inceleme imkanı buldu. Devşirme eğitiminden öğrendikleri kadar, kendi kendine sürdürdüğü eğitiminden de çok şeyler öğreniyordu Sinan.

 

Artık usta bir mimar ve usta bir yeniçeri olarak ilk seferine çıkma vakti gelmişti. Yavuz Sultan Selim Han'ın İran ve Mısır seferine mimar olarak katıldı. Sefer sırasında gösterdiği başarılarla, Yavuz Sultan Selim'in dikkatini çekti. Mısır ve İran seferlerinde, oradaki mimari yapıları tanıma ve inceleme imkanı buldu. 

 

Yavuz Sultan Selim'in yerini Sultan Süleyman Han'a bırakmasıyla beraber, Mimar Sinan için de yeni bir dönem başlamış oldu. Sultan Süleyman Han'ın düzenlediği Belgrad Sefer-i Hümayunu’na yeniçeri unvanıyla katıldı. Bu sefer sırasında, bataklık bir bölgeden askerlerin geçişini sağlayan bir köprü yaptı. Bu başarısı sultanın gözünden kaçmadı. Belgrad seferinden sonra; Rodos, Mohaç, Irâkeyn, Korfu, Pulya ve Boğdan Seferleri’ne katıldı. Çıktığı her seferde, ordunun ve donanmanın muzaffer olmasına katkı koyuyordu. Sinan’ın katıldığı askeri seferler, bir yandan onun yeniçeri ocağı içinde ilerlemesini sağlarken bir yandan da geleceğin mimarına, çağının önemli kentlerini görme ve tanıma olanağını veriyordu.

 

İran seferi sırasında, Van Gölü'ne askeri kadırgaların geçişini sağlayacak bir iskele-köprü inşa etmesinden sonra Sinan, "Reis-i Mimaran-ı Dergah-ı Âli" (Baş mimar) ilan edildi. On yedi yıl yeniçeri olarak görev yaptıktan sonra, "Baş mimarlık" görevine atanan Mimar Sinan, artık, tam yetkinlikle, eserlerini icra etmeye başlayabilecekti.

7_edited_edited_edited.png