Neyzen Tevfik, anadan doğma bir müzisyen anadan doğma bir şairdi. Üstelik kalemi ve neyi arasında, dudağı ve eli arasında bir fark kalmamıştı neredeyse. Üflemeye her başladığında, harfler notalara dönüşerek ruh buluyor, yazmak için kalemi eline her aldığında notalar harflerle bir senfoni oluşturuyordu. Haliyle Neyzen için hayat iyiden iyiye zorlaşıyordu. Etkisi artıkça, üzerindeki baskılar da artıyor, gözaltılar, fişlenmeler, falakalar sıklaşıyordu. Bu durum öyle bir hal almaya başlamıştı ki, Neyzen, artık, peşindeki hafiyeleri atlatmak için türlü yollara baş vuruyor, haftalarca sokakta kalmak zorunda kalabiliyordu.

 

Yeteneği ve marifeti o denli eşsizdi ki, kendisi hakkında yakalama kararı olmasına rağmen, yüksek rütbeli paşalar, onu dinlemek için özel davetler tertip ediyorlardı. Neyzen, paşa yalılarından izbe balıkçı barınaklarına kadar her yere girip çıkıyordu. Tiyatrodan şiire, musikiden hicive her alanda adını duyurmuştu.

Takip eden seneler içinde yaklaşan büyük savaşın çanları duyulur olmaya başladı. Memleketin hali-ahvali Neyzen'in yüzünden okunabiliyor, neyinden duyulabiliyordu. Yaşanılan onca zorluğa, acılara, acımasızlığa neyi ve kalemiyle çare arıyor gibi bir hali vardı. 

İzmir'in işgalinden sonra, kaçınılmaz olarak başlayan "kurtuluş hareketinin" destekçisi oldu. Baskı yönetimini ve Osmanlıyı yeren kalemini kurtuluş hareketini ve cumhuriyeti desteklemek için kullandı. Kurtuluş hareketinin başlamasına az bir zaman kala, Dimitri'nin meyhanesinden içeri girdi ve subayların olduğu bir masa gördü. Hemen neyini çıkararak üflemeye başladı. Meyhaneci Dimitri'nin, onların veresiye içen ilerici subaylar olduğunu söylemesi üzerine, meyhaneyi terk etti. Bir süre sonra elinde bir tomar parayla geri gelerek, parayı subayların masasına bıraktı. Subaylara versiye içmelerine gerek kalmadığını söyleyerek masadan uzaklaştı. Neyzen, diğer meyhanelere giderek ney üflemiş, kazandığı parayı da tarafı olacağı subaylara getirmişti. Yıllar sonra Mustafa Kemal'in davetiyle, kendisiyle bir görüşmelerinde, o masadaki subaylardan birinin, Mustafa Kemal olduğunu, yine Mustafa Kemal'in bizzat kendisinden öğrenecekti.