“bir araya gelişimizin aslında ne kadar medeni bir şey olduğunu gösterebilmek ve çalıştığımız ortamda sağlıklı ilişkiler kurabilmenin ne kadar önemli olduğunu anlatabilmek için çabalıyorum. “

Onur: Öncelikle hoş geldiniz. Bana göre tüm canlılar doğuştan sınırsızdır. Tüm canlılar sınırsız doğuyor ama içine doğduğumuz coğrafya yetiştiğimiz aile ve çevre koşulları zaman içinde bu sınırsızlığı bastırmak, üstünü örtmek durumunda bırakabiliyor insanı. Benim de sormak istediğim: “hadsizlik” denince aklınıza ne geliyor? Hadsiz olma durumuna siz nasıl ulaştınız?

N: Özümü hatırlayarak!.. Özümüzü hatırlamazsak hiçbir yere ulaşamayız diye düşünüyorum. Çok erken yaşlardan başlayarak sınırlandırılıyoruz maalesef. Okul öncesinde, okulda, iş hayatında… Bu sınırlamaların neticesi olarak da kendi beynimizde de sınır koymaya başlıyoruz düşüncelerimize. Fikir özgürlüğümüz kalmadı gibi bir şey.  İnsan kendi halinde düşünürken bile sınırsız düşünemez duruma geldi maalesef çünkü insanlar yaşamlarıyla ilgili çok kaygılılar. Kaygı bir noktaya kadar bizim gelişmemizi, ilerlememizi sağlayan bir şey ancak bir noktadan sonra insanın gelişmesinin önündeki en büyük engel durumuna dönüşebiliyor. İnsanların geçim sıkıntısı var, insanların sevgi açlığı var, insanların evlerine ekmek götürebilmek kaygısı var. Birçok insan, çocuğunu nasıl okutacağını, işlerine nasıl gideceğini, sağlığını nasıl koruyacağını, nasıl para kazanacağını düşünüyor. Bunların hepsi kaygı sebebi. Hal böyle olunca, bu insanlar kendilerindeki gücü nasıl keşfedebilir ki? İnsanların kendilerinde olan gücü görebilmeleri, bu gücü keşfedebilmeleri ve kendi sınırsızlıklarını idrak edebilmeleri için belli bir rahatlamaya ihtiyacı var. O rahatlığa erişmeliler ki asıl ermeleri gereken yere erebilsinler diye düşünüyorum. Bende de aslında biraz böyle oldu. Ben de bu kaygılarla yoğruldum. Tamamen kaygılarımdan kurtulduğumu söyleyemem ama kaygılarımın bana egemen olmasını engelleyebildiğim noktalar var diyebilirim.  İnsanların sevgiye, güvene, inanca büyük bir açlığı var. Tüm insanların bu sıkışmışlık içinden sıyırılıp, belirli bir düzeye ulaştıklarında ortaya çıkarabilecekleri potansiyelleri düşünebiliyor musun? Eğer bunu bu coğrafyada başarabilirsek, konumu itibariyle hem doğu hem de batı için muazzam bir örnek olabiliriz. Sahip olduğumuz aklı, zekayı ve çalışma azmini bu potansiyelin ortaya çıkması için kullandığımızda dünyayı daha da yaşanılası bir yer haline dönüştürebiliriz.