“istediğimiz şey; bu kadim topraklardaki koku kültürünü dünyaya yaymaktı.”

N: Bildiğim kadarıyla bu yaptığının bir örneği daha yok…

B: …Evet örneği yok! Parfümde, aroma terapide, koku ve gen, koku ve psikoloji, koku ve tarihte kapısını çalabileceğimiz kimse yok. Bu nedenle kendi standartlarımızı kendimiz oturtmamız gerekti. Bizi denetlemeleri için gelen denetçilere, “Bak bizi böyle denetleyeceksin” dememiz gerekti. Oturup onları yazmam gerekti. Beş yıl boyunca çok ciddi mücadeleler verdik. İstediğimiz şey ise; bu kadim topraklardaki koku kültürünü dünyaya yaymaktı. İlk öğrencilerimiz Bakü’den, Dubai’den, Katar’dan, Almanya’dan geldi. Osmanlı’daki kız isteme ritüelinden, Sümerler’deki gül suyunu, Asurlar’daki kutsal evlilik töreninin koku kültürlerini burada hem öğreniyorlar hem de ülkelerine taşıyorlardı. Mesela Osmanlı’da, kız görmeye gittiniz zaman yanınızda zambak kokusu götürürsünüz. Bu, kızınıza talibiz demek. Şerbetler karanfille geliyorsa “buyurun kızımızı isteyin” anlamına gelir. Fakat şerbetler sade geliyorsa “hiç kapıma gelme; sana verecek kızım yok!” demektir.

Yine Osmanlı’da, Valide Sultan’ın her hafta yetmiş gram koku kullanma hakkı varken ona hizmet eden cariyeler üç gram kullanabilirler. Bu bir saygı göstergesi aynı zamanda.

Mesela Kleopatra… Sezar’a gönderdiği papirüsleri kakuri esansına yatırırmış. Güvenlik ve eminlik mesajı vermek için. En güçlü, duygulu mesajı kokularla verirsiniz. Suskunluğun gücü gibidir kokular. Aslında biz de hala koklaşarak anlaşıyoruz.

N: Bu söylediğin şey çok ilkel ve güdüsel bir şey gibi geliyor kulağa. Sen her şeyin kokusunu alabiliyor musunuz?

B: Benim bir üst seviyem “koklayıcı” diye adlandırılıyor. Özellikle adli tıpta, otopsi alanında çalışan ve kimsenin alamadığı kokuları alan bu koklayıcılar üst seviyedeler. Aslında bu bir süreç… Koku algınızın sürekli gelişmesi gerekiyor. Sürekli koku hafızaları oluşturmak gerekiyor. Kendinizi geliştirmeniz gerekiyor. Evet kimsenin almadığı kokuları alıyorum. En çok eşim etkileniyor çünkü benden bir şey saklarsa, onun bile kokusunu alabiliyorum.

N: Burnuma kötü kokular geliyor buradan mı geliyor?

B: Çünkü aşkın da mutluluğun da heyecanın da yalanın da bir kokusu var.