N: Tek bir soru hakkın olsa “hadsiz” bir şekilde, kime ya da neye, ne sorardın?

F: Schopenhauer der ki “Her şey üremek için, gerisi tiyatro”. Doğayı gözlemlediğimde tüm döngü bunun üzerine. Bazı tohumların tasarımları inanılmaz. Hatta uzay araçlarının da tasarımlarında bilim insanlarının doğadaki aerodinamik tohumlardan esinlendiklerini biliyorum. Acaba diyorum insan da uzay araçlarında yanlarında götürdükleri tohumlarla bu gezegendeki yaşamı başka gezegenlere döllemek için mi var.  O yüzden Yaratana soruyorum. Nedir insanın bu dünyadaki varoluş sebebi?

N: Bana sormak istediğin bir şey var mı?

F: İtalya’da bir firma insanlar öldüğünde ister küllerini ister bedenini kişilerin seçtiği bir ağaç fidesinin ya da tohumunun altına özel bir tabutla koyuyor, mezar taşlarından oluşan bir mezarlık yerine bir orman fikri ile böyle bir sistem geliştirmişler. Böyle bir imkânın olsaydı hangi ağacın altında olmak isterdin, hangi ağaca dönüşmek isterdin?

N: Belki, üstüne düşünsem bir dolu ağaç ismi gelir aklıma. Bir hizmeti olduğu sürece hangi ağaç olacağı teferruat. Ne olduğunun bir önemi yok o noktada. Toprağa gömülürsün, çimen olursun, çiçek olursun envai çeşit canlı türü ve arılar senden beslenir. Yaksalar rüzgarla savrulursun ruhunun elbisesi illa ki bir şeye hizmet etmeye devam eder.