N: Sürekli bir şeyler yaratma ve güzelleştirme çabasındasın. Burada yarattığın dünya o kadar görülmeye değer ki. Bu gücü, kuvveti nereden buluyorsun? Nereden besleniyorsun?

F: Çok güzel bir yerde yaşıyoruz. Bu gezegen çok güzel bir yer. Her gün her saniye her mevsim doğada yeni bir şeyle karşılaşıyorum, görüyorum, öğreniyorum. Burada, doğanın içinde gerçekten bu gezegende yaşadığımı hissediyorum, coşku ve neşeyle yaşayarak enerjisini içimde hissediyorum. Saf neşe ve coşku ile kişi kendindeki o yaşam enerjisi dinamosunu çalıştırmaya bakarsa yapamayacağı şey yok. Gidemeyeceği yer yok. Hatta bazen “Keşke ölmüş olsam ve burası da benim cennetim olsa.” diyorum. Sonsuza kadar burada bu şartlarda yaşayabilirim. Bir gün başımıza bir şey gelse, parasız kalsak o olsa, bu olsa ben yine bir yerden tutunup çıkarım. O gücü kendimde hissediyorum çünkü öyle yetiştim ve öyle inanıyorum. Ben ne istiyorsam odur. Kendimi kuvvetli hissediyorum. Bu kuvvet hepimizde var aslında.

Ben orman istiyorum, yeşil istiyorum, az insan olsun istiyorum, az konuşmak istiyorum ama çok konuşuyorum yine de. Erken emeklilik halimden ölesiye memnunum ki zaten yine de toprakla epey çalışıyorum. Ben buna kendi cennetini kurmak diyorum. Her sene bahçemde bir şey deneyerek bir şeye evrilmek…

İlk sene geldim bütün İstanbul’daki süs bitkilerimi diktim. Sonra dedim ki bu kadar süs bitkisine bu kadar kaynak harcamak ayıp. İki tane çiçek göreceğiz diye bu kadar su harcıyoruz. Bari yenebilir olsunlar değil mi? Onları başka yere aldım, domatesleri doldurdum. Sonra ertesi sene dedim ki “Ben de bu dünyaya geldim, ben de bu evrenin bu dünyanın bir parçasıyım, domates mi göreceğim sürekli bahçede? Güzel bir şeyler görmek istiyorum” diye hem güzel hem de yenebilir olanları bir arada topladım. Yani manolyanın yanından domatesi de görebiliyorsun. Zamanla yerel türleri de tanımaya başladım. Aslında bir noktada kendi dünyanı tasarlıyorsun burada. Birinin doğmasına izin veriyorsun öbürünü azaltıyorsun, eşleştiriyorsun.

N: Çoğumuz Orta Asya Türkü değiliz. Bazılarımız Frigli, bazılarımız Hititli, bazılarımız Bizanslı. Aslında DNA’mızda birçok ırk var. Ama bu topraklarda doğup yetiştiğim için ben kendimi Türk hissediyorum. Türk insanının ve kendini Türk hissedenlerin en yüceltilesi özelliği nedir?

F: Candan misafirperverlik diyeceğim. O kısımda hakikaten kendi evlerine alıp sofralarını paylaşmaları ve sana kıymet vermelerini çok hoş bir özellik diye görürüm.

N: Bundan sonraki hadsizliğin ne olacak?

F: Burada bahçe işleriyle uğraşmak. Bu uğraşım basit bir eylem olmaktan çıkıp daha farklı bir amaca hizmet edecek. Hedefim, kendi gıdamızı temiz, diğer canlılarla paylaşma pahasına ilaçsız yetiştirip kendine yeten bir bahçe haline getirmek ve bölgedeki bitkilerden bir bahçe kurmak.

“birinin doğmasına izin veriyorsun öbürünü azaltıyorsun, eşleştiriyorsun”