“kendimi kuvvetli hissediyorum ve bu kuvvet hepimizde var”

N: Hep derler ya kadın olmak zor ve meşakkatli bir şeydir. Bence kadın-erkek eşitsizliği ya da kadın-erkek eşittir dendiği noktada da zaten eşitsizlik yaratılmış oluyor. Bu tartışılabilecek bir mevzu bile değil. Hepimiz insanız ve eşit haklara sahip olduğumuzu bir an önce idrak etmeliyiz.  Çünkü şöyle bir algı var; kadın verendir. Buna kesinlikle katılmıyorum. Kadın alandır ve alıcıdır. Kadını toprak olarak kabul ettiğimizde erkek de tohumdur. Toprak yağmuru alır, hayat sunar. Toprak güneşi alır, hayatı olgunlaştırır. Bir yaşam verir. Bu enerjiler bir araya geldiğinde, birbirine hizmet ettiğinde, tek yürek olduğunda müthiş bir kimya meydana gelir. Sen de cesaret gerektiren adımlar atıyorsun. Sınırlarını hep merak edip aşma çabasındasın. Senin için bu coğrafyada kadın olmak ne demek?

F: Kadın olmak bu coğrafyada değil dünyanın her yerinde çok zor. Kadın sağduyusu, hassasiyeti, hissiyatı, cesareti, dayanıklılığı, duygusallığı erkekten daha farklı. Dünya toprak analardan, tanrıçalardan nasıl oldu ise bir noktada ikinci plana atılmış, bastırılmış, belki güçlerinden korkulmuş, cadı diye yakılmış, namus, edep kisvesi ile kapatılmış kadınların çoğu coğrafyada ezildiği bir hale dönmüş. 12 ay 24 saat kadınlık ve kadınlık adına dayatılmış annelik, zevcelik gibi onlarca görevle tanımlanmak ve tüm bunlar için de tatilsiz, maaşsız, tamamen gönüllü olmak kaydı ile aksini yapacak olursan erkek egemen toplumun “haddini bildirdiği” şartlarda çalışmak zorunda olmak korkunç bir zulüm.

1/2