O sanki bu dünyaya bir vazifeyle gelmiş gibiydi. Koca Sinan, yaşamı boyunca beş yüzün üstünde eser bıraktı. Kabe, Ayasofya, Yerebatan Sarnıcı gibi çok sayıda önemli yapının da günümüze ulaşmasını sağladı. Kendi yapıtlarının dayanıklılığını dahi hesaplayarak; dört yüz sene sonra, bakım ve onarım yapacak meslektaşlarına, döşediği taşların içine gizlediği şişelere mimari notlar ve çizimler bırakarak, o günle bugün arasında iletişim sağladı. O, insanlık tarihiyle, geleceği arasında bir köprüydü adeta. Selimiye Camii'nin "Dünya Kültür Mirası" listesine alınmasıyla beraber, kendisinin, ülkesinin ve yaşadığı dönemin sınırlarını aşarak, kültürün bizatihi kendisi oldu. 

1930'lu yılların sonunda, antropolojik bir inceleme nedeniyle mezarı açılan ve inceleme sonrasında, mezarına kemikleri bırakılırken, kafatası kaybolduğu için, bugün "başsız" yattığı kabrinden eserleri vasıtasıyla, hala, bizimle iletişim kuruyor.

Süleymaniye Camii'nin Haliç'e bakan kısmında bulunan türbesi, bıraktığı birçok eseri gibi, bakıma ve onarıma ihtiyaç duysa da, bütün eserleri insanın yapabileceklerinin somut bir delili olarak, tüm insanlığa ışık tutmaya devam ediyor.

halil

son sayfa_edited.png