Mustafa’nın genç annesi Zübeyde Hanım, üç evladını yitirdikten sonra, bütün ümidini ve hayallerini Mustafa'da birleştirmişti. Onu daha doğmadan korumaya başlamıştı. Nazar değmesin diye, içten içe sarı saçlı, mavi gözlü bir erkek çocuk için dua ediyor olmasına rağmen, çevresindekilere bir kızı olmasını istediğini söylüyordu. "Ebe Hati Kadın" doğum gerçekleşip de: "Müjdeler olsun, nur topu gibi bir oğlun oldu" dediğinde; sanki üzülmüş gibi davrandı. İçinden ise şükür duaları ediyor, yıllarca özlemini çektiği evladına kavuşmanın saadetini yaşıyordu. Resmi kayda göre tarih; 23 Aralık 1296'ydı. Yeni takvime göre 4 Ocak 1881'de, ileride bir devri bitirecek, sadece çevresi ve memleketinde değil, tüm dünyada tarihin akışını değiştirecek ve yedi düvele adını duyuracak olan Mustafa, Ahmet Subaşı mahallesinde, mütevazı bir Müslüman evinde dünyaya geldi. 

Babası Ali Rıza Efendi’ye gelince; onun ailesi Selanik’in yerlisiydi. Ali Rıza Efendi’nin babası “Firari Ahmet Bey”di. Bu firari lakabı, 1876 yılının Nisan/Mayıs aylarında başlayan bir karışıklığa karışmış olması sebebiyle kendisine verilmişti. Ali Rıza Efendi, iyi huylu, munis, yurtsever bir insandı. Gümrük Müdürlüğü’nde memurdu. Küçük ve dar gelirli bir memur olmasına rağmen, dürüst, çalışkan ve uyumlu halleri sebebiyle çevresince sevilen ve saygı duyulan bir adamdı. Askerlikle pek ilgili olmamasına rağmen Osmanlı-Rus Savaşı’nda, gönüllü olarak, yardımcı askeri birliklere katılmıştı. "Asakir-i Mülkiye" adı verilen bu birlikler, yeniçeri ocaklarının kapatılmasından sonra, benzer bir halk koruması oluşturabilmek amacıyla kuruluyordu. Ali Rıza Efendi okur yazarlığı ve çevresince sayılan biri olması sebebiyle üsteğmen rütbesine terfi ettirilmişti. İşte, hepimizin bildiği, Mustafa'ya babasından kalan tek fotoğraf, Ali Rıza Bey'in üsteğmen rütbesi ve üniforması ile çektirdiği fotoğrafıdır.

O tarihte, Balkanlardaki bütün Osmanlı şehirleri gibi, Selanik de Müslüman, Hristiyan ve Yahudi halkın bir arada yaşadığı bir şehirdi. Bu nedenle, özellikle savaş dönemlerinde oluşan siyasi ortam, şehirlerde yaşayan insanlara da yansıyordu. Rumeli ve Balkanlar'da hemen hemen her gün, askeri talimler ve bando müzikleriyle başlardı. O nedenle her çocuğun hayali asker olmaktı. Askerler gündelik hayatın mücevherleri gibiydiler. Renkli üniformaları, süslü apoletleri, sırmaları ve kılıçlarıyla bütün çocukların hayallerini süslerlerdi. Hele kılıçlar... Onlar şerefin ve yüceliğin bir temsili gibiydiler. Mustafa da diğer çocuklar gibi, bu hayallerle büyüyordu. Babasının teğmenlik kılıcını da bu sebeple başucuna asmıştı. 

Ancak Zübeyde Hanım, oğlunun Mahalle Mektebi’ne gitmesini istiyordu. Asker olmasına kesinlikle karşıydı. Kur-an okumasını, hoca olmasını ve hafızlık etmesini istiyordu. Beyaz kesesi içinde, boynuna astığı sırmalı cüz ile oğlunu diğer çocuklarla beraber, ilahiler ve dualarla okula giderken görmek arzusundaydı. Ali Rıza Bey ise, oğluna muntazam bir eğitim vermek emelindeydi. Bu nedenle oğlunu ilkin yeni açılmış olan ve modern tarzda bir eğitim veren Şemsi Efendi Mektebi’ne göndermek, daha sonra da Rüştiye’ye yazdırmak istiyordu. Mustafa'nın eğitimiyle ilgili Ali Rıza Efendi ve Zübeyde Hanım arasında tartışma yaşansa da Ali Rıza Efendi, mevzuyu hem eşini üzmeyecek hem de Mustafa için en hayırlı olacak şekilde neticelendirdi. Mustafa'yı önce Mahalle Mektebi’ne yazdırarak eşinin gönlünü aldıktan sonra, birkaç hafta içinde oğlunu Şemsi Efendi Mektebi'ne yazdırdı. Böylece Zübeyde Hanım, oğlunun merasimle okula başladığını görmüş oldu.

 

Memur maaşıyla evini geçindirmekte zorlanan Ali Rıza Efendi, memuriyetten istifa ederek ticaret yapmaya çalışsa da başarılı olamıyordu. Dağlık bölgelerde kamplaşan eşkıya çetelerin saldırıları nedeniyle mallarını kaybediyor ve zarar ediyordu. Daha sonra tuz ticaretini denediyse de bu işte de başarı olamamıştı.

 

Yaşadığı ekonomik buhran onu içten içe çok üzüyor ve rahatsızlanmasına neden oluyordu. Nitekim kısa bir süre sonra, bağırsak veremi nedeniyle hayata gözlerini yumdu. Bu durum mektebe yeni başlamış olan Mustafa'yı çok üzse de hayatına yön verecek olan kararı almasına neden oldu. Askeri Rüştiye'ye gidecek ve babasının isteğini yerine getirecekti.