Kafasının içinde dönüp duran anılarından bir an için sıyrıldı Sabiha Rıfat. Sabah olmak üzereydi. Karnındaki ağrı geçmişti. Tekrar yatağına döndü, son bir uyumak çabasıyla tekrar uzandı. Sabahki sınavdan sonra hayatının değişeceğini biliyordu. Babaannesi ve kısa süre önce Denizli'den gelen annesi içerideki odada uyuyorlardı. Anıları zihninin içinde yeniden dolaşmaya başladı.

Ailesiyle beraber binbir güçlükle döndükleri İstanbul işgal altındaydı. İşgal birliklerine karşı, Anadolu güçleri birlik olmuş, kurtuluş mücadelesini başlatmıştı. Herkes Mustafa Kemal'den bahsediyordu. Arkadaşları bir bir cepheye gidiyordu. Cepheye gidenler birer kahramandı adeta. Babası da bu kahramanlardan biriydi. Yüzbaşı Rıfat Bey kısa bir süre sonra, Kuva-yi Milliye’ci olduğu için, İstanbul'u işgal eden İngiliz yönetimi tarafından tutuklandı. Uzun süren bir esaretten sonra, salıverildiğinde yeniden mücadele için cepheye gitti. 

Yürekten inandığı başkahramanı Mustafa Kemal ve Kuva-yi Milliye kahramanları; Sabiha Rıfat'ın çocukluğunu elinden alan vahşi savaşın sonunda verilen mücadelede başarılı olmuş, Cumhuriyet’i kurmuştu. 

Okulunun gözde öğrencilerindendi. Küçük Sabiha büyümüş, genç bir kız olmuştu. İstanbul Kız Lisesi'ne başladığı yıllarda, işgalin ve milli mücadelenin zorlukları yetmiyormuş gibi bir de tüberküloz salgını baş göstermişti. Neden her sabah sarımsak yuttuklarını ve tüberkülozun sarımsak yutarak geçiştirilemeyecek bir hastalık olduğunu, küçük kardeşi ve annesi hastalandığında anladı. Büyümesi, gelişmesi gereken kardeşi, annesinin kucağında gün be gün küçülüyordu. Kaybedilen Balkan topraklarından sürülerek Türkiye'ye sığınan anneannesi ve dayısının İstanbul'a ulaştıkları gün, kardeşi tüberküloz nedeniyle hayatını kaybetti. O sırada annesi üçüncü çocuğuna hamileydi. Daha doğuma bir aydan fazla zaman olmasına rağmen, annesi, yaşadığı acının etkisiyle, doğum sancıları çekmeye başladı. Kardeşinin vefatından saatler sonra küçük kardeşi dünyaya geldi. Tanrı, bir evladını aldığı gönlü yaralı annesine, diğerini hediye ediyordu adeta... 

Annesi doğum sonrası yaşadığı travmalarla baş etmekte zorlanıyordu. Annesi dayısıyla birlikte Denizli'ye gitti. Yorgun babası Rıfat Bey ise işi gereği Adapazarı’na... Babaannesiyle, İstanbul'da yalnızlardı. Kısa bir süre sonra, babasının bir daha eve dönemeyeceğini öğrendi Sabiha Rıfat. Yüzbaşı Rıfat Bey'in yorgun bedeni daha fazla mücadele edemedi ve mücadeleci ruhunu kızına miras bırakarak bu dünyadan ayrıldı. Sabiha Rıfat, babasını kaybettiği zaman içinde büyüyen acıyı, azme çevirecek, babasının ve bu büyük halkın verdiği özgürlük mücadelesini boşa çıkarmayacaktı.