müzeyyen4.jpg
4_edited.png

Dönemin kıymetli üstatlarından nota okumayı, usul ve makamları öğrenen Müzeyyen’in hocaları Hayriye Örs Hanım ve Kemal Niyazi Bey’in onu Radyoevi’ne götürmesiyle hayatı boyunca kendine has tavrıyla elinden bir daha bırakmayacağı mikrofonla tanışmış oldu. İlk programında sergilediği üstün icrası sonucu 1932 senesinde her Perşembe günü yarım saatlik program yapmasına karar verildi.

 

Müzeyyen’i radyo programında dinleyen, İstanbul’un en önemli müzikhollerinden biri olan 10.Yıl Belvü Gazinosu’nun sahibi İbrahim Dervişzade, 1933 yılının yaz sezonunun yıldızlar programına Müzeyyen’i de aldı. Ve Müzeyyen, sonraki yıllarda İstanbul’un başka ünlü gazinolarında da sahne almaya devam etti. Sahneye çıkmak için getirdiği ‘solo’ şartı ile Türk gazino tarihinde solistlik müessesesini başlatan ilk sanatçı oldu. Ünü gün geçtikçe artıyordu. Çıktığı gazinolarda, genç yaşına rağmen, kendine has tavırlarıyla ve eşsiz sesiyle dinleyenleri adeta büyülüyordu. Kendine özgü mizansenleri de en az sesi kadar ilgi çekiyordu. Sahnesinde yeni bir tarz, söyleyişinde yeni bir tavır vardı. Gazinoda pişiyor, plaklarıyla büyüyor, halkın sevgilisi oluyordu. Dönemin en ünlü sesleri Hamiyet Yüceses ve Safiye Ayla plak sayısı ve satışı konusunda Müzeyyen’den önde olmasına rağmen Müzeyyen kendi kulvarında rakipsizdi. İlk taş plağını 1933'te doldurdu. İlk eseri "Ümitlerim hep kırıldı, yarim artık gelmeyecek" adlı Yesari Asım Arsoy şarkısıydı. Sahnede seslendirdiği her yeni eser hemen plağa basılıyor ve yorumu halk arasında büyük beğeni kazanıyordu.  

Sahne aldığı gazinolarda yer bulmak neredeyse imkansızdı. Senar’ın evi de sanatçıların, müzisyenlerin, şair ve yazarların, iş adamlarının uğrak yeri oluyordu. Müdavimlerden biri sanat tutkusunu yüreğinde ısıtıp büyüten ve çevresine sıcak ışıklar saçan ressam Çallı İbrahim diğeri ise taksim ve saz semailerinin bestecisi Neyzen Tevfik’ti. Başka bir âlemi temsil ediyorlardı, sanki. Neyzen hiç beklenmedik zamanlarda bir köşeye oturur, neyini çıkarırdı. Üflemeye her başladığında, notalar başka bir ruh bulurdu. Müzeyyen de bu demde ikramda bulunur, bir türkü ile Neyzen’e eşlik ederdi. Kendisini semada hissettiği anlardı.