1950'de Ankara'da ilk başrolü "CAVALLERIA RUSTICANA" ile başlayan 1983'de Milano'da "LA PROVA D'UN OPERA SERIA" (Ciddi Bir Operanın Provası) ile son bulan 33 yıllık bir sahne yaşamı boyunca, dolu dolu bir repertuvar, 100 kadar kayıtlı eser, binlerce ödül, sayısız başarı hikayesi bıraktı.

Babasını kaybettikten sonra başlayan ve bir daha yakasını bırakmayan kaybetme korkusuyla, her temsil öncesi; "Ya başaramazsam, sesim çıkmazsa, ya elbisem yırtılırsa" endişeleriyle mücadele ederek, milyonlarca insanı büyüledi Leyla Gencer.  

"Cavalleria Rusticana”da aşk ihanetine uğramış, suçluluk duygusu içinde, Sicilyalı genç bir köylü kızını; "Madame Butterfly”da Amerikalı bir subaya âşık olan 14 yaşında bir Japon geyşasını, Çaykovski'nin "Yevgeni Onegin Operası”nda hayal dünyasında yaşayan, aşk serüvenleri içinde kocasına sadık kalmaya çalışan Rus kadınını, büyük bir başarıyla canlandırıyordu. Farklı toplumsal, ekonomik, kültürel koşullara sahip yüzlerce farklı karakteri, adeta yaşayarak canlandırabilmesi, Leyla Gencer'in masalsı çocukluğunun, kendisinde bıraktığı iç zenginliğindendi. İnsanın sonsuzluğunun delili niteliğinde başarılar elde etti. Soğuk Savaş’ın en hissedildiği yıllarda, Amerika'da da Sovyetler Birliği'nde de sahnedeydi. Dünyanın hemen hemen her ülkesinde büyük bir coşku, sevgi ve saygıyla karşılandı "Prima Donna”mız.

"Prima Donna", "La Diva Turca", "Tanrıça Leyla", "Çılgın Türk", "Napolili Türk" gittiği her yerde, "Ben Anadoluyum", "Ben Türk'üm" sözünü dünyaya duyurdu. 

Müzikte öyle evrenselleşmişti ki, "Chopin'nin" piyano eserlerini, Türkçe söz yazarak yorumladı. Daha önce kimsenin cesaret edemediği böylesi cüretkar bir girişime ancak bu denli “hadsiz” bir insan yapabilirdi.

"Genceratte" olarak geçen, Leyla Gencer tarzı gırtlak kullanma biçimini, dünya müzik literatürüne armağan eden Leyla Gencer: "Ben hiçbir şey yapmadım ki... Her şey kendiliğinden oldu... Ben yalnızca şarkı söyledim" diyecek kadar mütevazıydı. 

1983’de, kariyerinin zirvesindeyken sahne hayatını sonlandıran, ancak sanat yaşamına ara vermeden ve hız kesmeden devam eden Leyla Gencer, binlerce başarılı müzisyenin, operacının ve tiyatro sanatçısının yetişmesini sağladı. Nasıl ki müzikal alanda sınır tanımadı ve ülkeler, diller üstü bir birlik sağladıysa, 10 Mayıs 2008’de vefat ettiğinde de “dinler üstü” bir birlik sağladı. 11 ülkede cenaze töreni düzenlendi. Aynı gün hem kilisede hem camide tören düzenlendi.

Vasiyeti üzere, naaşı yakılarak, külleri, “Yunus Emre Oratoryosu” eşliğinde, o çok sevdiği, İstanbul Boğazı’na serpildi.

O yeryüzüydü artık.

halil

© 2020 Âlim Yapım

  • White Instagram Icon
  • Beyaz Facebook Simge
logo-28.png