Yeniden tiyatroya döndü. Ancak kazandığı para kendisi geçindirmeye zor yetiyordu. Bir de iki çocuğun masrafları eklenince, hayatı idame edemez bir hale geldi. 

Ne iş olsa yapıyordu. Dublaja da gidiyordu, özel davetlerde garsonluk yapmaya da... Oturdukları mahallede bulunan demir ve torna atölyelerinden paslı çivi ve demirleri toplayıp sattığı da oluyordu; akşam yemeği saatlerinde komşularına ya da yakınlarına gidip, yemeği bedavaya getirdiği de... Semt pazarlarından çöpe atılan sebze meyveyi de topladığı oluyordu. Böyle böyle yaşamda ustalaşıyordu Aysel. 

1962 yılında Münir Özkul Tiyatrosu'na girdi. Çok sayıda oyunda ve sayısız temsilde yer aldı. Münir Özkul Tiyatrosu'yla beraber çıktığı Türkiye turnesinden, artık tamamen olgunlaşmış bir Aysel Gürel olarak döndü. Artık hiçbir şey eskisi gibi olamazdı. Çünkü artık, Ünzile'yi tanımıştı, Firuze'yi anlamıştı... Şu hayatta hiçbir söz hakkına sahip olamayan, dayak ve şiddete maruz kalan sayısız kadını ve çocuk gelinleri tanımıştı. Bundan böyle o kadınların sözü olacaktı, olmalıydı...