Daha çocuk denebilecek yaşlarında bu durumla savaşmaya karar verdi. “Deli rolü yaparsam, kurtulurum" diyerek, yaşamını şekillendirecek kararı da almış oldu. Babasının nüfuzu ve annesinin kendini bilen, sağlam duruşu sayesinde, üstlendiği "deli" rolünü başarıyla sergiliyordu. 

 

Sekiz yaşındayken geldiği Trabzon'a alışması için, babasının kendisine hediye ettiği ve ilk şiirini yazmasına vesile olan, "Mido" adını verdiği kuzusunun bir gün, hiç sebepsiz, bir anda ortadan kaybolmasına bir türlü alışamadığı gibi, yaşanan bu mahalle baskısına da alışamıyordu. Üstelik kendisi, o dönem için çok rahat ve geniş imkanlara sahip olarak dört katlı bir Rum konağında yaşıyordu. Tüm ailesi tarafından sevgi ve güven dolu bir ortamda, varlık içinde büyüyordu. Ama yaşayan her canlıyı sığdırdığı sevgi dolu yüreği, çevresinde yaşananlara karşı, kendisine bile hissettirmeden, tepki geliştiriyordu.

Yüzmeyi çok seviyordu. İyi de bir yüzücüydü. Karadeniz'in diğer kıyısına yüzerek geçmeyi hayal ediyordu. Sanki yaşamlarına son vermek için kendilerini denize bırakan genç kızlara umut olabilmek ve bu duruma sebep olan insanlara da bir şeyler anlatabilmek için bunu yapmak istiyordu. Mahalle baskısından ve dedikodularından muzdarip genç bir kızın, denize girdiğinde illa da ölmek zorunda olmadığını; her denizin bir karşı kıyısı da olduğunu, bir ihtimal olarak, herkese göstermek istiyor gibiydi. Bu hayalini gerçekleştirmeye çalışırken, onlarca kez ölüm tehlikesi atlattı. Ama her defasında denemeye devam etti. 

İşte, bu, yaşamı güzelleştirme ve değiştirme çabasının bir sonucu olarak, ilan asılır asılmaz tiyatroda almıştı soluğu. Rolü almış, çok çalışmış ve başarabileceğini herkese göstermişti.