Türkiye Yazarlar Sendikası'yla katıldığı 1977 yılı 1 Mayıs'ı Tezer Özlü'nün hayatında yeni bir dönüm noktası oldu. Kendini bir anda silahların patladığı, peş peşe yükselen makineli tüfek, panzer ve siren sesleriyle, toz duman bir savaş alanının içinde, çığlıklar ve haykırışların arasında buldu. O gece hiç uyumadı. Sabaha kadar defalarca ve defalarca bulaşıkları yıkadı. Kapıları, camları, halıları sildi. O gün üzerine sıçrayan kanı üstünden temizlemek istiyordu. Sabah olduğunda artık buradan gitmesi gerektiğine karar verdi. Dostları ve sevdikleri onu bu kararından vazgeçirmek için çabalasalar da başaramadılar. Aslında aşığı olduğu bu topraklar acılarına acı katmıştı Tezer'in.

 

Gidebilmek için çok çalıştı Tezer. Goethe Enstitüsü, Türk-Alman Kültür Merkezi gibi kurumlarda danışmanlık yaptı. Bu sayede bir sanatçı bursu ayarlayarak 1981 yılında bir yıllık sanatçı bursu ile Berlin’e gitti. Burada hiç kimsede bulamadığı aşkı İsviçre asıllı Hans Peter Marti'de buldu. Ölümüm diye bahsettiği Hans için: "Berlin bursunu sanki bunun için kazanmışım, bu adam için gitmişim. İki kocamda da bulamadığım o şefkati bulmak için... Aldım, getirdim onu işte! Ölümümü bulmaya gitmişim sanki” Yaşamı yeniden sevdi Hans’la. Hans onun için yaşamın içindeki sonsuzluk olmuştu. Gerçekten de onunla ölene kadar kalacaktı.

 

Tezer’in Hans ile evlenebilmesi için, artık sadece kağıt üzerinde süren, Erden Kıral ile olan evliliğini bitirmesi gerekiyordu. Birçok bürokratik sorun yaşadıktan sonra nihayet Zürih’e gidebildi ve Erden Kıral’dan boşanarak Hans ile yeniden doğdu.

7_edited_edited_edited.png