4b448dac7bb57b18a3c20e2316f96ec5.jpg

Sabahattin Ali, kızını ilk defa kucağına aldığında otuz yıllık yaşamı gözlerinin önünden geçti. Babası Piyade Yüzbaşı Selahattin Bey, İntihar eğilimli annesi Hüsniye Hanım, kaybedilen Balkan yurdu, savaşlar, seferberlik, Yunan işgali, Çanakkale cephesinde yaşananlar, ingiliz işgali, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet’in kuruluşu, ilk öğretmenlik yılları, Almanya macerası, kitapları, tutuklanmalar, cezalar, karısına aşık oluşu...

 

İşte, bir ödül gibi duruyordu, kollarının arasında, doyamadığı küçük kızı... O an anladı; her şeyin daha yeni başladığını. Artık dünyanın daha güzel bir yer olması için daha çok çabalamalıydı. Bu taze fikri büyütecek ve kızına yaşanılası bir dünya bırakmak gayesinde olacaktı. Derin bir nefes aldı ve kızının kulağına doğru eğilerek fısıldadı: Filiz! 

Kızarmış yanakları ve sevgi dolu gözleriyle, gülümseyerek kendisine hayranlıkla bakan karısı Aliye Hanım'ı alnından öptü:

Filiz olsun mu adı?