N: Peki Türk insanının en yüceltilesi özelliği nedir?

K:Sağduyusu. Dünya’nın neredeyse her kıtasında bulundum. Gittiğim yerleri gezip keşfetme şansım oldu. İnsanlarla yakınlık kurmaya çalışıp onların hayatlarına dokunmaya çalıştım. Seninle birlikte gittiğimiz kamplarda da çevremizde  kim varsa onlarla her dilden konuşabilmek için çaba sarf ettik birlikte, hatırlıyorsun. Bizi bunu yapmaya teşvik eden şey sahip olduğumuz sağduyudur. Ve gördüğüm şey, bu coğrafyada yaşayan insanlara doğuştan bahşedilmiş bir yetenektir sağduyu. Kararlarımızı sağ duyumuzla alabildiğimizi ve dünyada bu anlamda yaşayan en özgür millet olduğumuzu düşünüyorum. Hayatımız boyunca bir sürü hoş ya da nahoş durumlarla karşılaşıyoruz. Her ne durumla karşılaşırsak karşılaşalım her zaman bu durumun içinden iyi halimizi muhafaza ederek çıkıyoruz. Hatta bazen bıçağın kemiğe dayandığı haller olabiliyor. İşte bu anlarda da bize doğru kararı verdiren şey sağduyumuzdur. Osmanlı ( Türk ) devletinin kurulduğu ilk yıllar, Milli mücadele yılları ve Cumhuriyetin kurulduğu  ilk yıllar buna en iyi örnekler olacaktır. Bıçak kemiğe dayandığı zaman bu coğrafyada yaşayan insanların sağduyusu  başka biçimde konuşmaya başlar ve bizi en medeni halimize taşır. Bana göre her işimizi sağduyuyla yaparız. Bunu bazen unutmuş gibi davranıyoruz.  Ama önünde sonunda o sağ duyu hali uyanıyor ve çalışıyor. Çünkü biz egemenliğimizi kimseye vermedik ve vermeyiz de.

N: Kendinde yücelttiğin tarafların oluyor mu peki?

K:Övünmek. İnsan kendi ile övünmeli. Kendimizle övünmüyoruz. Sabah kalkabildiğimiz için övünmeliyiz, şükretmeliyiz. Sabah kalkıp hayatımıza devam edebilecek gücü, kudreti kendimizde bulabildiğimiz için övünmeliyiz. Güzel bir iş yaptığımız zaman övünmeliyiz. Bu, kibirsiz bir övünme, yani bir yüceltme. Kendindeki en güzel  tarafları yüceltip övebilirsen, bu sefer karşındakini de yüceltip övebilme kudretini buluyorsun kendinde.