Kapak.jpg

hafî ersen

şekiller-26.png

herkesin yeteneği korkularının altında gizli

01.2021 I #8

N: Şöyle başlayalım: Ne demeliyiz sana? Sen hayvan eğitmeni misin? 

“ilgin neredeyse nerede neşeleniyorsan orada başlıyor. nerede içine sinmiyorsa da orada bitiyor.”

E: Öncelikle bu iş şurada başlıyor ya da şurada bitiyor diyemiyoruz. Tam da derginizin adına yakışır durum. İlgin neredeyse, nerede neşeleniyorsan orada başlıyor. Nerede içine sinmiyorsa da orada bitiyor. Gün geliyor köpek çiftliği idare ediyorum, gün geliyor köpek maması hazırlıyorum. Onlara daha iyi nasıl bakılabileceğimiz ile ilgili seminerler, söyleşiler yapıyorum. Ama ağırlıklı olarak “canlı” diyebileceğimiz bütün yaratıklarla iletişimde oluyorum. Kendi anladığım şeyleri anlatmaya çalışıyorum. Aslında yaşam taşıyan her şeyle ilgileniyorum. Ben bitkileri de hayvanları da insanları da çok seviyorum. Ağırlıklı olarak köpek, bazen kedi bazen karga ve fare ile de çalışıyorum. Çok da eğleniyorum çünkü o hayvanların çok fazla fark edilesi özellikleri var. Beni en çok heyecanlandıran şeylerden biri de “Dizi veya filmlerde birçok hayvan ile çekimler yapmak.” Bir keresinde bir diziden bana; “Ersen, bize eğitimli yılanlar lazım” dediler. Ben olmaz dememeye çalışıyorum çünkü kendime sınır koymak istemiyorum. Benden istenilen şey yılanın rol yapması. “Yılanı sahnede bırakacaksın ve sen çıkacaksın. Gidecek, adamın peştemalinin içine girecek ve soktu mu sokmadı mı bilmeyeceğiz” diyorlar. Dünyada da örneği yok ve ben de nasıl yapacağım bilmiyorum. Mantık güdüyorum. Bu hayvan sıcak kanlı bir hayvan değil. Sıcak yer buldu mu gidecek. Ona sıcak bir yol yapıyorum. Çekim olduğu için soğuktu hamam. Dolayısıyla adam taşta yatıyor. Yılanı bırakıyoruz. Soğuk zeminden gidemeyeceği için ısıttığım yoldan gidiyor. Başka bir sahnede de yılanın ölü numarası yapması lazım. Orada da ilaç verilebilir hayvana. Asla bunu kabul etmiyorum çünkü risk. “Peki ne yapacağız?” diyorlar. Dilini bile çıkarsa sıkıntı.

Hayvanları çocukluğundan beri inceleyen biri olarak biliyorum ki yılanlar kamuflaj hayvanları… Hiçbir hayvan kamuflajının bozulmasını istemez. Gözünü bile kırpmaz. Ne zamana kadar? Etrafın güvenli olduğundan emin olana kadar. Sonra hareket etmeye başlar. “Yılanı tavlanın içine atacak adam ve orada hareket etmeyecek” dediler. Koyduk ve kapattık tavlayı. Açtık. Gariban hiç kıpırdamadan duruyor, güvende miyim diye bakıyor. Beş altı saniye sonra tabi koklamaya başlıyor. O zaman da bize yetiyor. Adım orada yılan eğitmenine çıktı. Biri söylese gülerim çünkü eğitilebilen bir hayvan değil. Ödül veremiyorsun bir kere. Hayvan yediklerini iki haftada sindiriyor.

Eğitim, teknik olarak ödül ve ceza üzerine kurulu. Daha doğrusu; var ve yok üzerine kurulu. İnsanlar bunu insanda da uyguluyor. Bir canlıyı bir şeyden yoksun bırakmak cezadır.

N: Bu söylediklerini bir sürü insan yapıyor. Ben seni tanıdığım için hayvanları da az çok nasıl eğittiğini biliyorum. Bazıları şiddet bile uyguluyor. Kafese kapatıyorlar ve 20 gün o kafesin içinde kalıyor. Sen neredeyse bunlara hiç ihtiyaç duymadan yapıyorsun. Senin sırrın ne? 

“yaptığınız her şeyin karşılığı olduğunu bilirseniz ona göre hareket edersiniz.”

E: Sır olan tek şey; ben buna aşığım. Yaradılışım da bu yönde. Yaptığınız her şeyin karşılığı olduğunu bilirseniz ona göre hareket edersiniz. Herkesin yeteneği korkularının altında gizli. Ben böyle inanıyorum.

Ben çocukken köpeklerden çok korkuyordum.