%2525C5%25259Fekiller-26_edited_edited_e

“doğaya çıktığım zaman flulaşan objektifin önünü temizlemiş oluyorum.”

N: Peki doğa ile ilişkin nasıl?

T: Ben biraz şanslı, biraz da şansız bir çocuktum. Ben apartmanda büyüdüm ama her hafta kamp yapmaya gidiyordum. Bir kampta Işık Dağı’nda tek başımaydım.  14 günlük bir kamp oldu. Döndüğümde hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Hala her kamp dönüşünde aynı duyguyu yaşıyorum. Döndükten bir süre sonra şehir hayatı yeniden algımı flulaştırmaya başlıyor, tam göremiyorum. Doğaya çıktığım zaman flulaşan objektifin önünü temizlemiş oluyorum. Buğusu gidiyor, keskinleşiyor ve her şeyi çok net görüyorum çünkü doğada kural belli; akşam ateş yanacak, yemek yemelisin o yüzden odun toplanacak, düzenli olacaksın, çevrede hayvanlar var dikkat edeceksin, yemeği ağaca asacaksın ki kurt ya da ayı gelmesin… Kurallar net ve sen orada bir ağaçtan daha kıymetli değilsin o şartlarda. Orada karıncadan hiçbir farkın yok. Sen o karıncasın orada, ağaçsın, kozalaksın... Yıldızların altında, hiçbir gayret, hiçbir çaba olmadan, hiçbir felsefi bilgi olmadan, yaşamın ne kadar güzel olduğunu hissediyorsun. O ağaçla, o karıncayla, o tilkiyle, tavşanla, esen rüzgarla kardeşmişsin gibi hissediyorsun. Hiçbir uzaklık kalmıyor o zaman yaşamla aranda.