B: Nasıl devam ediyor ve nasıl devam edecek?

N: Biz, biliyorsun ki gerilla usulü çalışıyoruz. Biraz gerilla usulü biraz imece usulü… Çok net görev tanımlarımız yok. Herkes bir ipin ucundan tutuyor. O yüzden amatör bir ruhumuz var diyebilirim. Hepimiz can-ı gönülden elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Bu bana çok kıymetli geliyor. Muhtemelen aynı ruhla devam edecek. Dört beş kişi başladığımız bu serüvende şimdi on yedi on sekiz kişiyiz. Bu bence muazzam bir şey. Gerçekten gurur duyulası bir şey yaptığımızı düşünüyorum. Herkes gönlünden bir şey koyuyor. Umarız ki önü daha da açılır ve bizim bu yaptığımıza benzer örnekler artarak çoğalır. İlham olabileceğimiz, ışık olabileceğimiz insanlar çoğalır ve onların da ufuklarını genişletebiliriz çünkü bunları yaparken bizim de ufkumuz genişliyor. Bizler de bir sürü şey öğreniyoruz. Hadsiz Proje takip edenlerinin, okuyucularının hayatlarına dokunmaya, ilham olmaya devam ederken, bir yandan da kendi bünyesindeki insanları yetkinleştiren, geliştiren bir okul haline dönüşüyor. O yüzden çok memnunum.

B: Son zamanlarda özellikle üzerine düşündüğünüz bir konu var mı?

N: Özellikle tek bir konu üzerine düşünmüyorum. Maalesef tek bir konuya odaklanamadığım bir dönemdeyim. Ama şu sıralar “şifa” kavramı üzerine düşünüyorum diyebilirim. Kelime anlamıyla iyi olmak, iyileşmek üzerine…  Yaşadığım rahatsızlıktan (Geçirgen Bağırsak Sendromu) neredeyse hiç ilaç kullanmadan, sadece beslenme şeklimi değiştirerek şifamı buldum çünkü aslında “şifa” diye yediğim birçok şeyin yararından çok zararının olduğunu fark etmiş oldum. Özellikle buğday… Buğdayı önemsiyorum çünkü ekmek zengin-yoksul fark etmeksizin herkesin evine giren yegâne şey. İnsanların karnını doyurmak, yaşamına devam etmek için yediği şey onlara zarar veriyorsa burada oturup etraflıca düşünmek gerekir diye düşünüyorum.