_ARD7657.jpg

“dertler beni daha çok motive ediyor”

N: Bir esere baktığımızda sen başka yorumlayabiliyorsun ben başka… Hangimizin yorumu geçerli sence?

İ: Bence senin dediğin. Çünkü o eser senin için… Çünkü heykelin varoluş sebebi o. Benim işim bir müzisyen veya bir oyuncu gibi değil. İzleyiciyle doğrudan bağ kuramıyorum. Bu iletişimde heykelin beğenilirse veya karşı izleyici, sen, o heykelle bir iletişim kurabildiysen ben alkışımı almış oluyorum. İsmimin bilinmesinden çok heykelimin bilinmesine seviniyorum. Dolayısıyla senin onunla nasıl bir iletişim kurduğun, onu nereden yorumladığın önemli benim için. 

N: Peki bu sokak çalışmalarından bahsedelim biraz… Nasıl ortaya çıkıyor bu çalışmalar?

İ: Sokak işlerim çat diye çıkar benim. Refleks halinde çıkıyor diyebilirim. “Ekmekçi Berkin’i arıyor” heykeli ya da “Ayrışma” heykeli bu refleksle ortaya çıkmış çalışmalardır. Rakı sofrasından, arkadaşlarımın yanından bir anda kalkıp; “ben çalışmaya gidiyorum.” demişliğim de var. Bir anda kalkıp, atölyeden malzemelerimi alıp; Moda'da, bir inşaatın duvarına bir madenci resmi ve maden girişi yapmışlığım var. O resmin altına, “Beş saati beş liraya içeriye girer misiniz?  Çıkamazsan kader!” diye yazmıştım. On gün sonra 301 işçi hayatını kaybetti. Aslında dertler daha çok motive ediyor beni diyebilirim.

N: Ne çizdiğine dikkat mi etsen acaba?

İ: Arkadaşlarım da aynı şeyi söyledi biliyor musun?

“anamorfik anlatım dili, benim hikayelerime ekstra bir paragraf atmamı sağlıyor”

N: Peki o zaman görünenin dışında şekil verme ihtiyacın nereden doğdu?

İ: Bu anamorfik çalışmaların benim için iki tarafı var. Birincisi optik illüzyon. Kullandığım optik illüzyon benim aldığım eğitimle rahat bakabildiğim bir taraf. Aynı zamanda rekabetçi de bir taraf. İşlerin karmaşık olmasını, benim için karmaşıklaşmasını seviyorum. Aksi takdirde bir sonraki işte kendimi tekrar ediyormuşum gibi geliyor ve tatmin kazanamıyorum. İkincisi ise; benim bütün çalışmalarımda bir hikaye vardır. Figürde, formda anlatmak istediğim kavramı veya eleştirmek istediğim durumu anlatabilmek için ekstra paragraf sağlıyor olması. Mesela “HES” adlı çalışmam... Bu çalışmamda bir ağaç ve karşısında bir hamile kadın figürü var. Bu birçok insan için aslında basit... Doğa ana doğurmaya hazır! Bu kadar. Ama aslında benim için çok daha farklı. Ağacın canı, yapraklarındadır, çiçeklerindedir, meyvesindedir. O dallar aslında o meyveye, o cana su aktarmak için vardır. Sonra baltaya yani ağacın katiline dönüştürülmüş bir ışık kaynağım var. Bu ışık kaynağı aslında hidroelektrik santralleri... Ama diğer taraftan bu HES'ler bize enerji sağlıyor. Enerji teknolojimizi geliştirmemize yardımcı oluyor. Yani aslında bu uzun bir hikaye olmuş oluyor. Bu anamorfik anlatım dili, benim hikayelerime ekstra bir paragraf atmamı sağlıyor. Bir de dediğim gibi karmaşık işleri seviyorum. Son yaptığım iş iki buçuk yıl sürdü. Dört bin parçadan oluşan çok karmaşık bir işti. Çok zorlandım.