_ARD7634.jpg

N: Daha önceki röportajlarında diyorsun ki: Mekân ve eşyayla diyalog kurmak mümkündür. Zaman ve mekân senin için ne demek?

İ: Zaman göreceli bir kavram. Bunu net bir şekilde açıklamak imkânsız zaten. Bu konuyu en yetkin bilim insanları bile net bir şekilde açıklayamazlar. Zamanın akışı tamamen algıya bağlı diye düşünüyorum. Zaman bizi yaşlandırır; bize tecrübe kazandırır. Dolayısıyla bir şey alırken bir şey verir.  Bir de evrenin “düzensizlik birimi” vardır.

Bizim yaptığımız her iş; her nefes alışımız, bir eşyayı bir yerden alıp başka bir yere koymamız, arabamızla gitmemiz, iki nesnenin çarpışması veya kimyasal her tepkime, yanma… Bunların hepsinde bir verim kaybı olur. Yüzde yüz verimli bir sistem yoktur. Mesela bir mumu yaktığımızda, bu mumun ateşinin tamamı sıcaklık olarak çevreye yayılmaz. Enerjinin bir kısmı, ateşin oluşması için gereken kimyasal tepkimelere gider. Yani yer değiştirir. Bir kısmı da düzensizlik birimine gidiyor. Bu yaptığımız her işte böyle oluyor. Yani bir yerden başka bir yere yürüdüğümüz zaman bile, evrenin düzensizlik birimine katkı sağlamış oluyoruz. Bu katkı hiçbir zaman sabit kalmıyor. Her zaman artıyor. Bunu evrenin genişlemesi gibi düşünebiliriz.

Bu da şunu anlatıyor bize; verdiğimiz emeğin tamamı verim olarak ortaya çıkamıyor. Az emek vererek çok verim alamazsın! Bir verim elde etmek için, ortaya bir kuvvet koymak zorundayız. Bu kuvveti de zaman içinde koyabiliriz. Zaman geçtikçe kuvvet artar. Dolayısıyla her olgunun, ulaşılan her amacın ihtiyacı olan en önemli malzemesi: zamandır.

Mekan ise biraz daha farklı bir şey benim için. Daha çok bir his… Bence biz bir yerde nasıl var oluyorsak oraya o şekilde bir enerji bırakıyoruz. Yani görüntü de ses de aslında bir dalgadır. Bir mekândaysak, bizim üzerimizden yansıyan ışık, bizden çıkan sesler o mekâna yayılıyor. Teorik olarak dalga asla tam olarak sıfıra gelmez. Bizim duyamayacağımız noktaya kadar sönümlenir. Ve yine teorik olarak dalga, mikron mikron azalmaya devam eder ama asla teorik olarak sıfıra gelmez. Dolayısıyla sonsuza dek, aslında o mekanda kalır. Mekan dediğimizde, aslında orada daha önce var olmuş her şeyin toplamından bahsediyoruz demektir. Bu noktada aynı şekilde var etmek istediğim işin üzerinde çalışırken de bu duygunun oraya geçtiğini, yansıdığını düşünüyorum.