N: İnsanların hayvanlarla iletişimi ihtiyaç doğrultusunda gerçekleşti diyebilir miyiz?

E: Gelinen noktada köpekleri “kurtarmak” gibi bir düşünceyle sahipleniyoruz. Sahiplenme düşüncesi bizim ihtiyaçlarımıza göre olursa hayvanlarla kurduğumuz bağ daha kalıcı olur. Her iki taraf için de uygun koşullar olması lazım. Bir hayvanı kurtarmak demek kendini kurtarmak demek. Aslında olması gereken hali bu. Maalesef biz onları karikatür haline getiriyoruz çünkü çocukluğumuzda hepimiz Tom ve Jerry gibi buna benzer çizgi film karakterleriyle büyüdük. Tavşan ile konuşup fare ile arkadaşlık edişini izledik. Dolayısıyla dünyamız gerçeklikten biraz uzaklaştı. Mesela farenin toprağın içinde yaşayışını, tavşanın tilkiden kaçışını görmüyoruz. “E o zaman ben bir tane tavşan alayım” diyoruz. Çünkü çok sevimli. Kafeste bakarım nasıl olsa... Ölürse neden öldü anlamıyoruz bile. Nasıl iletişim kuracağımızı da bilmiyoruz. İnsanın, evine alacağı hayvanı doğasında görebilme şansı olması lazım.

N: Peki neden insanlar bir köpeği sahiplendikten sonra eğitmek için sana veriyorlar? Buna ayıracak vakitleri mi yok? Tercih mi etmiyorlar eğitmeyi?  

“öğrenmek isteyeni, bilenlerin arasına katıp yola sokarsan beraber yürüdükçe onlar gibi olur.”

E: Hepsi. Köpek sahiplenip köpeğini kendi eğitmek isteyenler de var. Vakti olmayanlar da var. Aslında eğitmenler arasında bana ait bir yöntemim var. Ersen’in stili diye de söyleyebiliriz. Çünkü birebir uygulayan yok. Nasıl? İlk olarak her şey doğadan. Doğada karşılığı olmayan hiçbir şeyi dahil etmiyorum. İkincisi köpek sahibinin olmadığı eğitimi de yapmıyorum. Nasıl çalışıyorum? Bütün davranış problemlerini köpeği yorarak çözebiliyorsun. Nedir? Örneğin; tuvaletini eve yapıyor! Diğer köpeklerle beraber gezdiriyorsun. Bir, iki, üç derken bir hafta sonra diğer köpekler gibi dışarı yapmaya başlıyor. Diğer köpeklerin yaptığını görmesi lazım.  Bu çalışan bir sistem. Öğrenmek isteyeni, bilenlerin arasına katıp yola sokarsan beraber yürüdükçe onlar gibi olur. Her hafta, köpek sahipleri ve köpeklerle orman yürüyüşleri yapmaya başladım. İnsanların da köpeklerin de aralarında dostluk oluşmaya başladı. Kahvaltı falan da yapıyoruz. Hep beraber aynı sofrada yemek yediğimiz için aramızda ayrı gayrı kalmıyor.