“önümüze hep bir şeyler koyuyoruz. iyilik ve gönüllülük böyle bir şey değil. hayatımızın her anında, iyi olma halinde olmadığımız anlarda dahi bizimle olması gereken bir şey.”

N: Olması gereken bilgiyi paylaşmak, sofranda ne varsa paylaşmak değil mi? Gelinen noktada neden böyle bir iş alanına ihtiyaç duyuldu sence?

E: Bence zaten bu alanda yani iyiliği paylaşmada, sosyal sorumluluk, sivil toplum ve sosyal girişimcilikte gönüllü olanların yaptığı iyiliği gösterdiğimizde ve yansıttığımızda, gerek sosyal medyada gerek dijital medyada gerek televizyonda, doğal olarak bir alkışla karşılaşıyoruz. Aslında bizim bunu kültürel olarak da insani olarak da yapmamız gerek. Bu bizim sorumluluğumuz.

N: Onaylanma isteğinden mi bahsediyorsun?

E: Evet öyle ama bu bizim bir taraftan da sorumluluğumuz. Yani bir vatandaş olarak sorumluluğumuz, insan olarak sorumluluğumuz… Bizim alanın sadece biraz daha görünür olmaya ihtiyacı var. İnsanların bu alanda da bir kariyer yapabileceklerini anlamaları lazım. Ben bir taraftan da bunu anlatmaya çalışıyorum. “Okulu bitireyim gönüllü olurum”, “Üniversiteyi kazanayım gönüllü olurum”, “Biraz para biriktireyim sonra bir yere bağış yaparım, gönüllü olurum”… Önümüze hep bir şeyler koyuyoruz. İyilik ve gönüllülük böyle bir şey değil. Hayatımızın her anında, iyi olma halinde olmadığımız anlarda dahi bizimle olması gereken bir şey.