şekiller-23.png

“İnsan kendi potansiyelinin inancına teslim olmalı.”

N: Bu teslimiyetten mi kaynaklanıyor peki?

B: Bir tane daha teslim olunası kavram var. O da, muhakkak ki insan kendi potansiyelinin inancına teslim olmalı. Kendisindeki potansiyelin ne kadar geniş olabileceğine teslim olmalı. Eğer şekillerden arınırsa, bir şeyi şekilsel olarak istemekten arınırsa ve gerçekten kendisini en çok heyecanlandıracak, belki de ömür boyu bunun çabası için de olmak isteyebileceği gerçek bir şey bulursa, o zaman hayat başka kapılar açıyor. Biz mutluluğumuzu, yetkinliklerimizi, yeteneklerimizle bir üretime dönüştürüp, bunu insanlarla paylaştığımızda ve bunun da görüldüğünün ispatına şahit olunca çok tatmin oluyoruz.

N: Bunun istikrarı nasıl sağlanır peki? Yaşamın içinde illa ki insanın ayağına taşlar takılır, o taşların takılmaması için ve o yolun da istikrarını sağlamak için ne yapmak gerekir?

B: Bu sorunun cevabı için çok uğraştım. Kişisel gelişim yolculuğumda, dünyada yeni yerler gezdim, yeni kültürler keşfettim, bir sürü yeni inanç öğrendim ve hepsinden de çok istifade ettim, çok faydalandım ve gelişimime çok katkısı oldu. Fakat her seminerin sonunda yani her Pazartesi olduğunda, o insanlar artık yoktu etrafımda çünkü o kişisel gelişim seminerine gitmek için 350 Euro’m kalmamıştı artık. Tekrar oraya gidebilmek, ilham bulabilmek için ya para vermem gerekiyordu ya da seyahat etmem gerekiyordu. Büyük bir masraf yapmam gerekiyordu. O yüzden bu soru için çok uğraştım diyorum. Yok mu dedim bir formül! Çünkü ben bunu tek başına yapamıyorum. Belli hassasiyetlerim var. Psikoloğa gitsem on tane tanı koyacak ve sonra beni normalleştirmek isteyecek! Halbuki ben normalleşmek istemiyorum. Ben, bendeki bu hassasiyetleri anlamak istiyorum. Çünkü dünyanın nasıl olması gerektiğine dair, insanların birbirlerine nasıl davranması gerektiğine dair fikirlerim var. Şimdi ben bu hassasiyetlerimi bastırırsam nasıl katkıda bulunabilirim insanlara ya da kendime? İstikrarını sağlayabilmek için de önce diyecek ki; “Bunu tek başıma yapamam.” Kişisel gelişim bir opsiyon ama benim o kadar param yok, o kadar zamanım da yok! Ben kendimdeki bütün maddi varlığı kusura bakmayın buraya adamayacağım. Maddesel bir şekilde bir çözüm aramayacağım. O zaman neler gerekiyor sayalım; birincisi fark edeceğiz! Neyden memnun olmadığımızı fark edip bir hoca bulacağız. Biz ne istiyoruz ve bunu kim iyi yapıyor? İkincisi bileceğiz ki sen seçtin bu hocayı. O zaman sana bu hoca öğretecek bilgisini; sabredeceksin! Çalışacaksın, çaba sarf edeceksin. Üçüncüsü de bunun tek başına olmayacağına inanacaksın. Sana kimin destek olabileceğini, seni kimin anlayabileceğini bulacaksın. Mertlikle çıkacaksın karşısına! Ben bunu yapmak istiyorum bana öğret; diye.  Ben bunu anlamak istiyorum bana anlat, bana bir bilgi veriyorsunuz bu bilgiyi nereden edindiniz? Ben de anlamak istiyorum. Belli ki siz anlamışsınız, ben okuyunca anlamadım bana öğretir misin? Bu bir mertlik istiyor, teslimiyet istiyor.

N: Senin için vicdan ne demek?

B: Vicdan herhalde hayatım boyunca en yoğun mücadele ettiğim his. Çünkü dönüp bakınca epey bir süre vicdanım bana dedi ki: Annenin babanın istediğini yapamadın, arkadaşlarının beklentisini de karşılayamadın. Topluma ve ülkeye ne kadar katkın var? Kız arkadaş zaten hep şikayetçi! Hep bir beklentiyi karşılayamamış olmanın vicdan azabıyla yaşadım çok uzun süre. Belki de bununla bağ kurabilecek bir sürü insan vardır. Sonra öğrendim ki vicdan, bir şey yaparak ya da bir şey yapmayarak temiz olmaz. Vicdan zaten temiz olacak; vicdan bir şey söylendiği için, bir şeye tanık olunduğu için bir şey istendiği için, bir şey arzulandığı için, bir niyet edildiği için temiz veya kirli olmuyor. Vicdan temizdir. Şöyle bir fikir paylaşsam; adil yaşamak insanlık hakkı; sevmek, sevilmek, bir insanın potansiyelini ortaya çıkartması gibi vicdanının temiz olması da bir insanlık hakkıdır. İnsanın vicdanı temiz değilse bu bir haksızlık. Kendisi için bir haksızlık olduğunu görmeli ve isyan edecekse buna isyan etmeli. Diyecek ki benim vicdanım neden temiz değil?

N: Temiz vicdanlı olmayı tam anlayamadım.  Biraz daha açmak ister misin bu konuyu?

B: Neyin hak, neyin haksızlık, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu insan belirliyor. Tanrı neyi belirliyor o zaman? Kim karar veriyor savaşların çıkmasına? Çocukların ölmesine Tanrı mı karar veriyor? İnsan karar veriyor! Sadece şurasından alalım, eğer insan karar verebiliyorsa buna, o zaman düzgün şeylere karar versin.  O zaman önyargısızlığa karar versin. Kendisinin en güzeli hak ettiğine karar versin, affetmeye karar versin… Vicdansızlık yapan bir insana vicdanlı olmayı öğretmeye karar versin. Bu vicdansızlığın bir daha yapılmaması için çaba sarf etsin.